31 Mart 2013 Pazar

Gıda mühendisleri bakanlıktan 'adalet' bekliyor ( Timetürk/ 30.03.2013)

Gıda mühendisleri bakanlıktan 'adalet' bekliyor



Gıda skandalları bitmek bilmiyor. Artık satın aldığımız her ürüne kuşkuyla bakar olduk. Ülkemizde kanser oranı korkutucu bir şekilde hızla artıyor. Bilindiği gibi Kanserlerin genel sebeplerinin başı tüketilen gıdalar. Gıdaların sağlıksız olarak, yeterli önlemler alınmadan tüketiciye sunulması sorunların temeli diyebiliriz. Güvenilir gıdaya ulaşmak elbetteki ciddi bir denetim gerektirir. İşte bu noktada Gıda Mühendislerine düşen görev, sorumluluk çok büyük. Yalnız, tek seferde binlerce Veteriner Hekim ve binlerce Ziraat Mühendisi rahatlıkla atanırken Gıda Mühendisleri'nin atanamaması gibi bir durum var. Halkın sağlığını yakından ilgilendiren bu meslek grubunun sesine kulak verilmeli, talepleri karşılanmalıdır.

İŞTE GIDA MÜHENDİSLERİNİN BAKANLIKTAN TALEPLERİ:

Gıda Mühendisliği; gıdanın üretimiyle "tarladan çatala" kadar bilimsel ve mühendislik bilgileri ile gıdaların güvenilir bir şekilde üretimini, hazırlanmasını, işlenmesini, paketlenmesini, dağıtılmasını sağlayan ve gıdalardan uygun bir şekilde yararlanmayı sağlayan mühendislik dalıdır.Temel amacı insanların güvenilir gıdaya ulaşmasıdır.

Ülkemizde gıda denetimleri kamu adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.64.000 üretim yeri olmak üzere toplam 500.000 civarında gıda üretim, satış ve toplu tüketimin yapıldığı gıda işletmesi bulunan ülkemizde yeni yönetmelikle 12.000 okul kantini de denetlenmesi gereken alanlara eklenmiştir ve bu yerleri denetleyen kişi sayısı 4635tir. Yapılan denetimlerin çok yetersiz ve eksik bir şekilde yapıldığı (Tüm işletmelerde 2. ve 3. Tekrarlı denetimler dahil toplam 406.105 denetleme yapılmıştır.(1) Görülüyor ki ülkemizdeki işletmelerin yarısı yılda bir kez dahi denetlenememektedir.) ve halk sağlığının tehdit altında olduğu görülmektedir.4635 adet denetçinin meslek gruplarına göre dağılımı incelendiğinde ise 1415 Veteriner Hekim, 2062 Ziraat Mühendisi ve 852 yani toplam denetçi sayısının %18’lik kısmının Gıda Mühendisi olduğu görülmektedir. Toplam denetçilerin %82’lik kısmını oluşturan diğer meslek gruplarının birçoğu eğitimleri sırasında neredeyse hiç gıda eğitimi almamışlardır. Gıda kontrolörü olmadan önce sadece 2 haftalık eğitim alarak asıl uzmanlık alanları Bitki ve Hayvan Sağlığı olan bu meslek grupları Gıda Mühendislerinin uzmanlık alanı olan gıda güvenliği alanında istihdam edilmektedir. Bu konudaki sıkıntılarımızı aramızdan seçtiğimiz arkadaşlarımızla Sayın Hüseyin ÇELİK ve Sayın Bakanımız Mehdi EKER’e iletmemize rağmen hiçbir iyileştirme çalışması görememekteyiz.Bakanlığımızın en son Kpss-2012/6 personel alımlarını incelediğimizde 2600 kişilik kadroda 1554 Veteriner Hekim, 961 Ziraat Mühendisi ve sadece 58 Gıda Mühendisi olduğunu görmekteyiz. Oysa bakanımız bu alımdan önce katıldığı programlarda çoğunluğunun Gıda Mühendisi olduğunu dile getirmişti. (1)

TARGEL kapsamında tarımı ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla alınan 10.000 teknik personel kapsamında köylere Veteriner Hekim ve Ziraat Mühendisleri atanmış,Gıda Mühendislerinin yeri il ve ilçeler denilerek proje dışında tutulmuştuk.Fakat geçtiğimiz Ocak ayında köylere ataması yapılan tarım danışmanları, görev yerleri dışında il ve ilçelere çekilmeye çalışılarak gıda denetçiliği kurslarına katıldığını ve gıda denetimlerinde çalıştırıldğını görmekteyiz.Tar-gel projesinin sonlandırılıp tüm teknik personelin merkeze çekilmesi neticesinde gıda denetim kadrolarında zaten min. sayıda yer alan gıda mühendisleri daha da yetersiz kalacaktır ,gıda denetimlerinin ve gıda güvenliğinin sadece gıda mühendisleri tarafından icra edilmesini talep etmekteyiz.

2010 yılında yürürlüğe giren 5996 sayılı kanun ile 30 beygir gücü altındaki ve 10 kişiden daha az işçi çalıştıran işletmelerde Gıda Mühendisi çalıştırma zorunluluğu kaldırılmıştır.Son dönemde çıkan yönetmelikle de işletme kapasitesi işletmecinin beyanına bırakılmıştır yani işveren kapasitesini 30 bg altında gösterebilir ve Gıda Mühendisi çalıştırma zorunluluğunu yok edebilir.Gıda Mühendisi çalıştıran işletmeciler ise bizleri vasıfsız işçilerinden bile değersiz görmektedir.Çünkü onların gözünde üretimde engeller, masraflar çıkaran gereksiz ama zorunlu bir meslek grubuyuz. Maddi olarak işletmeciye bağlıyken işletmeciye karşı yaptırım gücümüz olmamakta ve yapılan yanlışlıklara sesimizi çıkardığımızda ise işten çıkarılmayla karşılaşmaktayız.

Gıda işletmelerinin sayıca % 80’ini oluşturan küçük işletmelerde de GIDA DANIŞMANLIĞI gibi bir proje ile işletmelerin kapasitelerine göre yatıracağı ücretlerle oluşturulan bir havuzdan Gıda Mühendislerinin maaşlarının kamu eliyle ödenmesi sağlanarak maddi olarak kamuya bağlı işletmeciye karşı yaptırım gücü yüksek olarak çalışabileceğiz ve gündemden düşmeyen taklit-tağşiş gıda olaylarındaki azalmalar sonucu halkımız güvenle aldığı gıdaları tüketebilecektir. Bu konuda yapılacak çalışmalar her ne kadar ilave bir bütçe yükü getirecek gibi görünse de; aslında uzun vadede sağlık harcamalarına ayrılan kaynakları azaltacak ve tasarruf olarak karşımıza çıkacaktır.Kayıtlar incelendiğinde gıda kaynaklı hastalıklara harcanan rakamın yaklaşık 7,1milyonTL olduğu görülmektedir ancak bu rakamın %10’u ile yapılacak atamalar ile sağlanacak gıda güvenliği sayesinde ilaç tedavisi yerine bu sorun kökten çözülebilir.

Kesimhane ve parçalama tesislerinde istihdamı zorunlu personel olarak çalıştırılması gereken teknik eleman sadece Veteriner Hekim olarak belirlenmiştir.(2-Ek-1) Bu nedenle birçok arkadaşımız ya işlerinden ayrılmış ya da işletmeye hiç uğramayan Veteriner Hekimlik diploması kiralanılarak yetkide Veteriner Hekimlerin işletmede Gıda Mühendisinin çalıştırılmasıyla hem usulsüzlük yapılmakta hem de meslektaşlarımızın çift personel çalıştırılması nedeniyle maaşlarının kesintiye uğramasına neden olmaktadır. Muayene işlemi için bakanlık zaten işletme bütçesiyle her et işletmesinde yetkilendirilmiş Veteriner Hekim çalıştırmaktadır.Diğer kontroller Gıda Mühendisliği uzmanlığında eğitimini aldığımız noktalardır(3).Ancak bu eğitimimiz hiçe sayılarak bu işletmelerdeki istihdamımız engellenmektedir.

Ayrıca Sağlık Bakanlığı tıbbi amaçlı diyet gıdalar,maden suları, içme ve mineral suları olmak üzere gıda güvenliği ve halk sağlığı ile ilgili birçok sorumluluğu taşımaya devam etmektedir. Buna karşın Bakanlığın yeniden yapılanmasında Gıda Mühendisleri bakanlık kadrolarından uzaklaştırılmakta ve bu konuda yeni personel alımı yapmamaktadır.

Gıda Mühendislerinin gerek özel sektörde gerekse kamuda ciddi şekilde istihdam problemi varken ülkemizde mevcut Gıda Mühendisliği bölümü sayı ve kontenjanları ülke gereksinimlerinin üzerindeyken hala yeni Gıda Mühendisliği bölümleri açılmakta, mevcut kontenjanları arttırılmakta ve çok sayıda ikinci eğitim programı açılmaktadır. Ülke gerçekleri ile uyuşmayan, eğitimin kalitesini olumsuz etkileyen ve işsiz mühendisler oluşturmaya zemin hazırlayan bu uygulamaya bir an önce son verilmelidir. Tüm bu istihdam problemlerine karşı şu anda ikinci öğretimler dahil 68 bölümde her yıl 3700 gıda mühendisi yetiştirilmektedir.

KPSS sınavında üstün başarı gösteren meslektaşlarımız 85 gibi puanlarla atanamazken 52 gibi düşük puanlarla bakanlığa ataması gerçekleştirilen mesleklerin var olması aklımıza şu soruyu getirmektedir ‘Atanmak için bakan beyle meslektaş mı olmak gerekmektedir?’(KPSS-2010 son alım puanları). 25.000 gibi azımsanmayacak mezunu bulunan biz Gıda Mühendisleri artık adına GIDA eklenen bakanlığımızda yer almak istiyoruz.Değişim sadece görünüşte olmasın bakanlığın bünyesinde de yerimizi alabilelim.

Tarladan sofraya gıda güvenliğini sağlamak için güvenli gıda aşamasının gerçekleşmesine katkı sağlayacak 3000 Gıda Mühendisinin en kısa sürede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kadrolarına dahil edilmesini talep ediyoruz.

Saygılarımızla

Gıda Mühendisleri

Kaynaklar:

(1)http://www.trtturk.com.tr/haber/koylere-tarim-danismani-olarak-2-bin-600-kisi-alinacak.html


(2) http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/06/20100613-12.htm


(3) http://www.atauni.edu.tr/#sayfa=1-fakultemizde-4-yillik-uygulanan-dersler-2012-ve-sonrasi

Kaynak : TIMETURK / Haber Merkezi

Tarih: 30.03.2013







15 Ocak 2013 Salı

Bilmeden domuz eti yiyor olabilirsiniz!


Gıdada yaşanan hilelerin sonu bir türlü gelmiyor. Süt ve süt ürünlerinden içeçeklere hatta baharatlara kadar bir çok üründe hile yapılıyor. Peki sektörde yaşanan bu başıboşluk neyden kaynaklanıyor. İşte cevabı...

Kenan Biter'in haberi

Gıdalar üzerinde uygulanan hileler insanın aklını zorluyor. Karına kar katmak isteyen gözü dönmüş yatırımcı sonunun nereye gideceğine aldırış etmeden kendi hesabına kitabına göre şekillendirdiği ürünlerin içine öyle şeyler koyuyor ki duyanların midesi kalkıyor...

Öte taraftan sivil toplum kuruluşları ile devletin ilgili birimleri piyasadaki bu tarz ürünleri deşifre etmek için yoğun bir çaba sarfederken,  Alo 174 Gıda Hattı üzerinden gelen şikayetler ile de vatandaşın şikayetine anlık çözüm bulmaya çalışıyor...

Ancak tüm uygulamalara rağmen Türkiye'de gıda üretimi yapan ve bunun hizmetini sunan işletmeler yeterince denetlenmiyor veya denetleyen kişiler de, bu işi icra ederken tam olarak tüm yeterlilikleri yerine getirmiyor. Konun uzmanı olmayan personel tarafından göz kararınca yapılan denetimler karlarına kar katmak isteyen fırsatçılara gün doğururken, gıda terörüne de zemin hazırlıyor.

Konu ile alakalı görüşüne başvurduğumuz Gıda Mühendisleri Derneği Başkanı Abdussamet Boyu gıda sektöründe yaşanan denetim eksiklikleri ve sektörün sorunları ile ilgili çok çarpıcı tespitlerde bulundu.... 

Boyu, bakanlık bünyesinde görevli 4 bin 635 denetçinin sadece 852'sinin gıda mühendisi olduğunu belirterek sorunun neden kaynaklandığını ortaya koyarken, kamuda kendine yer bulamayıp özel sektörde çalışan bir çok gıda mühendisinin de işini sağlıklı bir şekilde yapamadığını, uzun yıllar işsiz kalan gıda mühendislerinin ise artık 300-500 TL'ye diplomalarını kiralama noktasına geldiklerini belirtti.

PATRONUN ARABASINI YIKAYAN GIDA MÜHENDİSİ VAR!
Türkiye'de gıda sektöründe iş yapan özellikle küçük işletmelerin maliyetleri kısabilmek adına yeterli sayıda gıda mühendisi istihdam ettirmek yerine tek bir gıda mühendisi üzerinden tüm işleri yaptırdığını, hatta bu olayı bazı işverenlerin, ''muhasebe tutturmak, araba yıkatmak ve yemek dağıttırmak'' gibi farklı görevlendirmeler ile daha da ileriye götürüp, abarttığını söyleyen Boyu, ''Böyle laçka bir sistem içinde gıda mühendisinin işini ne kadar sağlıklı yaptığı ve mevcut işletmede gördüğü eksikleri patronuna nasıl kabullendireceğinin yorumunu ise kamuoyunun takdirine bırakıyorum'' dedi.
BAKANLIĞA BAĞLI HAVUZ SİSTEMİ
Gıda Mühendisleri Derneği olarak bu sorunun ortadan kalkması için kamu destekli bir yapının kurulması ve gıda mühendislerinin patronların boyunduruğu altından çıkması gerektiğini dile getiren Boyu, ''Biz devletin memuru olalım demiyoruz, sadece bizi devlet yönlendirsin istiyoruz. Onun içinde bir havuz sistemi kurulsun istiyoruz ve gıda işletmesi sahipleri bu havuz üzerinden mühendis ihtiyaçlarını ilgili bakanlığa bağlı birimlere aktarsın ve birimlerin yönlendirmesi ile mühendisler söz konusu işletmelerde iş başı yapsın ama maaşını yine çalıştığı işletme sahibinin para yatırdığı havuz sistemi üzerinden alsın.'' dedi.
Boyu, aksi takdirde gıda mühendislerinin patronlarının ellerinden maaş almaya devam etmesi halinde, işlerini kaybedecekleri korkusu ile her türlü görevlendirmeye razı olacaklarını ifade ederek, yapılan usulsüzlüklerin ve oluşan eksiklerin de maalesef önüne geçemeyeceklerini söyledi.
300 TL'YE DİPLOMA KİRALIYORLAR!
Gıda sektöründe yaşanan bu başıboşluk istismarcıları da harekete geçirmiş. Çok ciddi bir sınav maratonun ardından zor bela kazanarak girdikleri ve 4 yıl eğitimini aldıkları bölümden mezun olduktan sonra uzun yıllar işsiz kalan gençler son çare olarak danışmanlık ofislerinin kapısını çalmak zorunda kalıyor.
Danışmanlık unvanı adı altında açtıkları ofislerde gıda hizmeti veren işyeri sahipleri ile anlaşarak onlara gıda mühendisi tedarik edip, bu işlem üzerinden komisyon aldıklarını aktaran Boyu, bu yöntemle, işyeri sahiplerinin bünyelerinde ya cüzi bir rakamla gıda mühendisleri çalıştırmak istediğini, ya da 300 ile 500 TL'ye gıda mühendisinin sadece diplomasını kiralamakla yetindiğini dile getirdi.
NE YEDİĞİMİZİ BİLMİYORUZ
Kiralık diploma ile iş yapan gıda işletmelerinde üretilen ve satılan ürünlerin tamamının denetimden yoksun işverenin insafına göre şekillendiğini söyleyen Boyu, ''O yüzden bugün binlerce işletmede üretilen ve satılan ürünlerin nasıl yapıldığını, içlerine neler katıldığını ve tam anlamıyla ne yediğimizi maalesef bilmiyoruz'' dedi.
 500 BİN İŞLETMENİN ÖNEMLİ BİR KISMI DENETLENMİYOR!
Türkiye'de 20 bin civarında gıda mühendisi bulunmasına rağmen kamuda görev alan 4 bin 635 gıda denetçisinin sadece 852'sin gıda mühendisi olduğuna dikkat çeken Boyu,  buna karşılık olarak ise, 500 binin üzerinde gıda işletmesi bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; ''  Bu işletmelerin bakanlığın açıkladığı rakamlara göre 330 bini denetlenmiş bulunuyor. Ancak bir işletmenin iki defa denetlenmiş olma ihtimali yüksek, öyle olunca da işletmelerin önemli bir kısmının denetlenmediği ortaya çıkıyor.''
5 BİN İŞLETMEYE 8 DENETÇİ DÜŞÜYOR
Elimizde bulunan verilere göre, İstanbul'un 520 bin nüfuslu ve 5 bin işletmenin bulunduğu bir ilçeye 8 denetçi, bir başka 446 bin nüfuslu ve 2 bin 400 işletmesi bulunan ilçemize ise 7 denetçi  düştüğünü görüyoruz diyen Boyu, bu kadar fazla işletme sayısına karşı görevlendirilen denetçi sayısının komik olduğunu ve bu kadar az denetçi ile bu işin asla yapılamayacağını söyledi.
OKUL KANTİNLERİ İLE İLGİLİ ÇARPICI ARAŞTIRMA!
5996 sayılı yasa gereği 30 beygir motor gücü altındaki işletmelerde hiçbir denetleyici fonksiyonun zorunlu kılınmadığını bu yüzden de, insanların her gün alışveriş yaptığı pastaneler, tatlıcılar ve lokantalar gibi 30 beygir gücü altındaki işletmelerin her türlü denetimden yoksun olduğunu ifade eden Boyu,  okul kantinleri ile 268 farklı gıda işletmesi üzerinde yapılan bir araştırmanın ise tehlikenin boyutunu gözler önüne serdiğini belirtti. Boyu, 268 gıda işletmesi üzerinde yapılan araştırmada işletmelerin yüzde 75'inin gıda güvenliği ve hijyeni hakkında hiçbir bilgisi olmadığının ortaya çıktığını söylerken, okul kantinleri üzerinde yapılan bir diğer araştırma ise; okul kantinlerinin yüzde 73'ünün gıda güvenliği ve hijyenden yoksun olduğunu gözler önüne serdi.
BİLMEDEN DOMUZ ETİ YİYOR OLABİLİRSİNİZ!
Salam, sucuk, tavuk eti gibi bir takım ürünlerden yapılan hileler sonrası bakanlığın et tebliğini değiştirdiğini ancak yeni tebliğde çok ciddi bir açık olduğunu söyleyen Boyu, dışarıdan et ve et proteini ithal edebilme yetkisi getirildiğini ancak buna karşılık getirilecek etler ile proteinlere bir sorgulama ve kısıtlama olmadığını belirterek, '' Yurtdışından gelecek et proteinlerinin domuz etinden yapılıp yapılmadığı belli olmayacak. Bizim gibi Müslüman ülkelerdeki vatandaşların böyle bir proteinin katıldığı eti yemesi halinde ise haram bir ürünü tüketmiş olacak.'' dedi.
Boyu, Türkiye'de kasaplık et kategorisine alınıp kasaplarda satışının yasal kılındığı domuz eti ile ilgili çok çarpıcı bir detayı da şöyle aktardı; '' Türkiye'deki çok sayıdaki domuz çiftliğindeki kapasite ve üretim ile yurtdışına gönderilen ve yurt içinde kasaplarda yasal olarak satılan domuz eti miktarlarının birbirini karşılamadığını görüyoruz. Bu da akıllara 'Aradaki bu açık nereye gidiyor' sorusunu getiriyor'' dedi.
GIDA KAYNAKLI HASTALIKLARA 7 MİLYON TL HARCADIK
2010 verilerinde gıda kaynaklı hastalıklara harcanan rakamın 7.1 milyon TL olarak ifade edildiğini, ancak bu rakamın yüzde 10'nu ile yapılacak atamalar ile sağlanacak gıda güvenliği sayesinde ilaç tedavisi yerine sorunun kökten çözülebileceğini dile getiren Boyu, bakanlığa taleplerini şu sözler ile iletti; ''Etkin bir denetim için bizlere ihtiyaç var o yüzden atamalar konusunda adil davranılmasını istiyoruz.  2 yıllı süre içinde en az 3 bin tane gıda mühendisinin atanmasını talep ediyoruz. İstihdam sorunu çözülene kadar üniversitelerde yeni gıda mühendisliği bölümü açılmasın. Gıda mühendislerinin çalışma koşulları iyileştirilsin. Kamuda yaşanan kılık kıyafet konusundaki dayatmalar son bulsun.''
GIDA KAYNAKLI KANSERLERDE ARTIŞ VAR!
Son beş senede ülkemizde kanser oranı korkutucu bir şekilde hızla artıyor. Tüm dünyada kanser oranı düşerken Türkiye'de kanser vakaları tiplerine göre önceki yıllardan %80 e varan artışlar gösteriyor. Kanserlerin genel sebeplerinin başında ise tüketilen gıdalar geliyor. Üretim aşamalarında gıdalara yüklenen katkı maddeleri ve uygunsuz ortamlarda pişirilip tüketiciye sunulan yiyecekler kansere zemin hazırlıyor. Gıda kaynaklı kanserlerin başında ise Mide, yemek borusu ve bağırsak kanserleri geliyor. Uzmanlar ise uyarıyor; tablonun böyle devam etmesi halinde 2030 yıllarda her 3 kişiden biri kanserden ölecek...

kenan.biter@haber7.com
Kaynak: Haber7

9 Ocak 2013 Çarşamba

Gıda Mühendisleri 19 Ocak'ta Ankara'da



      Gıda mühendislerinin  kamudaki istihdamı konusunda  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,  sayın  Mehdi Eker  döneminde   yürütmüş olduğu politikada  gıda mühendislerinin varlığını yok sayılmış ve  gıda mühendislerinin çalışabileceği  pozisyonlara diğer meslek grupları (Ziraat Mühendisi ve Veteriner Hekim) istihdam edilmiştir. Sayın Mehdi Eker , gıda mühendisliğinde okuyan gençlerimizin aldığı zorlu mühendislik  eğitimi önemsememesinden dolayı bu gençlerimizin kamudaki  istihdamı sınırlandırmıştır.Bakanlıkta doğru işe doğru insan politikası yürütülmediği için gıda sektörünün kamusal olarak  denetimi  gıda mühendisleri kadar etkin olmayan insanlara bırakılmış ve  halkın sağlığı tehlikeye atılmıştır. Gıda mühendislerinin bu sorunları zamanında Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül'e dahi iletilse de  verilmiş olan mesajlar  yanlış anlaşılmış ve " Mezun olan her gıda mühendisi kamuda istihdam edilmelidir."  gibi yanlış bir algı oluşmuştur. Gıda mühendislerinin asıl amacı  kamu istihdamında  adaletin sağlanması ve gıda mühendislerimizin yıllarını, zamanını ve paralarını harcayarak edindikleri bilgileri kamu yararına kullanılmasıdır, gıda mühendisleri zaten özel sektörde görevlerini layıkıyla yerine getirmektedir.Kamu atamalarında kriter KPSS ise  bu kriteri Gıda mühendisleri  fazlasıyla  aşmış, yıllardır KPSS birincileri çıkarmaktadır.

Sonuç olarak başta  Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve Bakanımıza gıda mühendislerinin sesini duyurmak adına Gıda mühendisleri odası ülke genelindeki gıda mühendislerinin katılımıyla 19 Ocak'ta organizasyon düzenleyecektir.  Gıda mühendislerimiz ve sağlığını düşünen tüm  halkımız davetlidir.

Ahmet ÜLGER
Gıda Mühendisi



19 OCAK EYLEMİ ANKARA'YA ULAŞIM İÇİN İLETİŞİM BİLGİLERİ 

Ankara dışından eyleme katılım sağlayacak meslektaşlarımızın birimlerimiz ile birimlerimizin olmadığı illerdekilerin en yakın birim veya Genel Merkezimizle 15 OCAK' A KADAR irtibata geçmeleri gerekmektedir.Birimlerimiz organizasyonu ile sağlanan ulaşım giderleri Gıda Mühendisleri Odası tarafından karşılanacaktır. Ancak birimlerimiz bilgisi dahilinde olmayan katılımların ücreti karşılanmayacaktır.







GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI GENEL MERKEZ ANKARA
TEL: (+90) 312 418 28 26 - (+90) 312 418 28 46 - (+90) 312 418 28 47

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI EGE BÖLGE ŞUBESİ
Telefon: +90 232 3739436
GSM: +90 533 3679700

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI MARMARA BÖLGE ŞUBESİ
Tel No: +90 212 2113305

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI ADANA ŞUBESİ
Tel No: +90 322 4586911
GSM: +90 530 5015680

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI ANTALYA ŞUBESİ
Telefon: +90 242 3229277

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI BURSA ŞUBESİ
Telefon: +90 224 4534741

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI KONYA ŞUBESİ
Telefon: +90 332 2343340

GIDA MÜHENDİSLERİ ODASI MERSİN ŞUBESİ
Telefon: +90 324 3289713

Temsilcilikler
AYDIN İL TEMSİLCİLİĞİ
NİLGÜN OLAN : +90 505 2054416

BALIKESİR İL TEMSİLCİLİĞİ
EMEL ŞATIR : +90 533 3223950

BOLU İL TEMSİLCİLİĞİ
MEHMET TOKMAK : +90 532 2179002

DENİZLİ İL TEMSİLCİLİĞİ
ESİN AYSAN : +90 537 3831959

ERZURUM İL TEMSİLCİLİĞİ
MURAT KARAOĞLU : +90 546 2351865

ESKİŞEHİR İL TEMSİLCİLİĞİ
İLKAY ÖZEL : +90 505 5196230

GAZİANTEP İL TEMSİLCİLİĞİ
ERGÜN UĞURLUER : +90 532 3261442

KARAMAN İL TEMSİLCİLİĞİ
ERKAN SUNAOĞLU : +90 533 5455508

KAYSERİ İL TEMSİLCİLİĞİ
ERGÜL TÜRKARSLAN : +90 544 7743861

KOCAELİ İL TEMSİLCİLİĞİ
MEHMET AKİF ŞEN : +90 530 3826670

MALATYA İL TEMSİLCİLİĞİ
CEM FİDAN : +90 535 3418646

MANİSA İL TEMSİLCİLİĞİ
KIVANÇ KURTASLANOĞLU : +90 532 3404046

TEKİRDAĞ İL TEMSİLCİLİĞİ
ŞAKİR ADA : +90 530 2094472

TOKAT İL TEMSİLCİLİĞİ
KADER TOKATLI : +90 356 2521616 Dahili: 2902

VAN İL TEMSİLCİLİĞİ
EMRULLAH ATIŞ : +90 506 2564153

ZONGULDAK İL TEMSİLCİLİĞİ
TUĞRUL DERELİ : +90 530 3826674

29 Aralık 2012 Cumartesi

Gıda mühendislerinin haklı isyanı büyüyor


Bir süre önce Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı tarafından "Veteriner hekim, ziraat, gıda ve su ürünleri mühendisi ile diğer tarımla ilgili branşlarda alacağımız 2 bin 600 kişi Ocak ayında köylerde tarım danışmanı olarak göreve başlayacak. Bunların çoğunluğunu gıda mühendisleri oluşturacak"  şeklinde bir açıklama yapılmıştı. Bu açıklama doğal olarak KPSS sonucuna göre atama bekleyen gıda mühendisleri arasında çok büyük bir heyecan yaratmıştı. Ancak geçtiğimiz günlerde, alınacak toplam gıda mühendisi sayısının sadece 58 kişi (%2,23) olarak açıklanması ile yaratılan heyecan çok ağır bir düş kırıklığına dönüştü. Gerek gıda mühendisleri odasında ve gerekse çoğunluğunu iş arayan gıda mühendislerinin oluşturduğu mail gruplarında özellikle son bir haftadır öylesine büyük bir tepki var ki; bunu görmezlikten gelmek hakikaten vicdansızlık olur. 
Kamu kurumlarında görev yapan gıda mühendislerinin sayısı son derece yetersizdir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, toplum sağlığını koruma adına kamu kurumları tarafından yapılacak gıda denetimlerinde gerek istihdam ve gerekse kalite kontrol çalışmaları için ayrılan bütçelerin çok yetersiz olması veya giderek kısılmasıdır. İnanın yakında bu konuların tamamen özelleştirildiğine tanık olacağız. Kamu yatırımlarının küçülmesi bu sorunun en önemli nedenlerinden biri olmakla beraber, bu neden, gıda mühendislerinin diğer meslek mensuplarıyla kıyaslandığında kamu kurumlarında yıllardır neden “çok az sayıda” istihdam edildiğini açıklamıyor. Dile getirilmesi gereken başka şeylerde var ve bunlara kısaca değinmeye çalışacağım.
 

Gıda denetimi

 
Türkiye’de gıda denetimi çok yetersiz yapılıyor. Kim ne derse desin, yediklerimizin içinde ne var yeterince bilmiyoruz. Toplum sağlığını koruma adına yapılan gıda denetimleri bir şekilde gıda ile ilgili her işyerini ve toplu beslenme yapılan okul, otel vs. gibi yerleri kapsar. Denetimde esas olan şey sorunu kaynağında çözmek; yani risk açığa çıkmadan önlem almaktır. Bu çok önemli, çünkü bir gıda ürününün sağlık açısından riskli olduğunu tespit ettiğinizde yapılacak şey o gıda maddesini imha etmektir. Ama bu durumda çiftçi, üretici, taşıyıcı, satıcı… bir şekilde zincirde yer alan herkesin emeği ve haliyle kullanılan enerji, malzeme vs. hepsi boşa gitmiş olur.
Gıda Mühendislerinin gıda güvenliğinden anladığı şey, gıda ürünlerini bozacak ya da sağlıksız kılacak her unsurun tarladan-sofraya uzanan süreç boyunca kontrol altına alınması veya denetlenmesidir. Amaç, gıda maddelerinin olabildiğince sağlıklı ve besleyici özelliklerini muhafaza ederek sofralara ulaşmasını sağlamaktır. Aksi durumda veya yeterli özen gösterilmezse gıda maddeleri sağlık açısından riskli durumlar yaratabilmektedir. Bu durum tarımsal üretim, gıda endüstrisi, ulaşım, depolama, satış birimleri gibi pek çok unsurun iyi çalışmasını ve kuşkusuz kamu kurumları tarafından dikkatle denetlenmelerini gerektirir. Ülkemizde bu konuda görev yapacak kişilerin başında da gıda mühendisleri gelmektedir.
 

Mezunlar

 
Gıda mühendisliği bölümlerinden her yıl 3500 civarında mühendis mezun olmaktadır. İş arayan on binlerce gıda mühendisi olmasına ve kamu kurumlarında çok ihtiyaç olmasına rağmen, ne yazık ki kamuda çok az sayıda gıda mühendisi istihdamı gerçekleşmektedir. Gıda mühendisliği bölümlerinde dört yıllık eğitim süresi boyunca görülen temel mühendislik, gıda kimyası, gıda mikrobiyolojisi, gıda üretim teknikleri ve gıda kalite kontrol temelli dersler başka hiçbir mesleki disiplinde bu kadar kapsamlı ele alınmamaktadır. Her meslek için olduğu gibi gıda mühendisliği mesleği için de; bir gıda mühendisinin yapacağı işleri bir başka meslek mensubunun yapması olanaksızdır; doğru da değildir.
 

Kamu

 
Ama ne yazık ki, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı kuruluşlar tarafından verilen bir-iki haftalık, tabiri caizse “hızlandırılmış gıda güvenliği” eğitimi ile “gıda mühendisi” olmayan meslek mensuplarına gıda denetim yetkisi verilmektedir. Her şeyden önce Bakanlık, bu eğitim kursunun gerekçesini, içeriğini ve hangi meslek mensuplarına verildiğini açıklamalıdır. Konu ile ilgisi olmayan kişilere, birkaç haftalık bir kursla gıda güvenliği ve denetimi konusunun aktarılabileceğini düşünmek bile bakanlığın ‘gıda güvenliği’ konusuna ne kadar az değer verdiğinin bir göstergesi olabilir ancak.  Eğer gıda denetimi yapacak yeterli sayıda gıda mühendisi olmadığı için bu kurslar açılıyorsa, o zaman bakanlığa yeterli sayıda gıda mühendisinin neden alınmadığını sormak gerekliliktir.
Kursa giren kişiler, kendi mesleki alanlarına giren konularda gıda denetimi yapıyor (!) şeklinde bir açıklama ise, hiçbir şeffaflık içermediği ya da kimlerin nerede denetim yaptığı bilinemeyeceği için kabul edilemez.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gıda maddeleri üretimi, satışı ve toplu tüketimi konuları ile iştigal eden kayıtlı 500 bin işletmeyi sadece 4650 Gıda Kontrolörü ile denetlemeye çalışmaktadır.  Gıda denetimini gerçekleştiren bu personelin ise sadece 852 tanesi Gıda Mühendisidir. Bu durum gerçekten çok yetersizdir.  Bakanlık, diğer meslek mensupları ile kıyaslandığında her yıl neden son derece az sayıda gıda mühendisi alındığına sağlıklı bir açıklama getirmelidir.
Kuşkusuz herkes kamuda istihdam edilmek zorunda değil, ama gıda ve beslenme konusu kamu sağlığını ilgilendiren konuların en başında yer alır. Üstelik 2004 yılından bu yana bakanlığa alınan gıda mühendisi sayısı 400 civarındayken, aynı dönemde sadece TARGEL projesi için diğer meslek gruplarından 10.000 kişi istihdam edilmiştir. Gıda mühendisleri KPSS sınavı sonucuna göre en yüksek puanlarla dahi ataması yapılamayan kişilerin bulunduğu mesleklerin en başında gelmektedir. Mezunlar ve hatta öğrenciler arasında bu durum çok ciddi bir stres kaynağı haline gelmiştir. 
 

Özel

 
Kamuya yüklenmeyelim diyeceklere özel sektörde durumun ne olduğunu da hatırlatmak gerekli. Burada da gıda güvenliği ile ilgili ciddi bir denetim eksikliği var. 5996 Sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” zamanında yapılan tüm itirazlara rağmen 13 Aralık 2010'da yürürlüğe girmişti. Kanun, kurulu gücü veya çalışan sayısı belirli bir büyüklüğün altında kalan gıda işletmelerinde gıda mühendislerinin istihdam zorunluluğunu ortadan kaldırmıştı. Gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğu bulunmayan işyerleri, halen var olan gıda işletmelerinin yüzde 80'i civarındadır. Kanunun yürürlüğe girmesi ile binlerce gıda iş yerinde sorumlu yönetici olarak çalışan gıda, kimya ve ziraat mühendisleri, geçen iki yıl içinde işten çıkarılmıştır. Bu ülkede, ne yazık ki hemen hiçbir konuda uzun vadeli bir stratejiye dayalı eylem planı yapılmıyor; göç yolda düzülür anlayışı her yerde egemen. Bu nedenle 5996 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte geçen zaman içinde nelerin değiştiğini ve insanların gündelik hayatlarında önemli yer tutan gıda ve beslenme konusunda ne gibi olumlu sonuçların alındığını bilmiyoruz. Ama olumsuz olan pek çok şey var. Örneğin, küçük gıda işletmelerinde gıda mühendisi çalıştırma zorunluluğunun ortadan kalkması ile kamu adına yapılan ve zaten yetersiz olan denetimlerin iyice savsaklandığını söyleyebiliriz. 
Bu değişikliğin en olumsuz sonucu ise, ülkemizdeki gıda işletmelerinin yüzde 80’inin faaliyetlerinin denetim ve gözetim dışı kalması oldu. Doğal olarak aklımıza küçük işletmelerin gıda mühendisi çalıştırmak için gereken mali kaynağı nasıl temin edeceği sorusu gelecek. Geçmişte bu sorun gıda mühendislerinin birden fazla işletmeye hizmet vermesi ile çözülüyordu. İşleyişi daha faal ve yetkin kılacak başka çözümlerde bulunabilirdi elbet, ama bunlar yeterince tartışılmadan 2010 yılındaki yasa değişikliği oldu. Bugün geldiğimiz noktada, halk sağlığı tehdit altındadır ve bu sorun ancak kamu kurumlarında ve özelde "Gıda Danışmanı" olarak istihdam edilecek gıda mühendisleriyle çözülebilir. Kamu yatırımlarını küçültmek değil insan, doğal yaşam veya çevre sağlığı söz konusu olduğunda daha çok büyütmek gerekli. Sanılanın aksine bu ihtiyaç gün be gün daha da çok artacaktır.   
 

Seçenekler

 
Bakanlığın dilinden düşmeyen “tarladan sofraya gıda güvenliği”, gayet yerinde bir uygulama (etkinliğini zaman gösterecek elbet!) ile tarlada/çiftlikte on binlerce “Tarım Danışmanı” istihdam ederken; gıda işletmelerini, toplu beslenme yapılan yerleri, satış noktalarını denetimsiz bırakarak sağlanamaz. Bunu sağlamak için yıllardır savunulan “Gıda Danışmanı” projesi bir an önce hayata geçirilmelidir. Bütünlüklü bir gıda güvenliği sistemi ancak böylelikle sağlanabilmiş olur. Bu hedef sadece Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile de sınırlı kalmamalı. Aslında Sağlık Bakanlığı’da özellikle su konusunda ülkemizde yetkili olan bakanlıktır. Su çok tüketilen bir gıda maddesi olduğu için, sağlığa uygun olması önemlidir. Dolayısıyla, bileşimi, içinde bulunması olası toksik kimyasallar, mikrobiyolojik özellikleri gibi pek çok açıdan kapsamlı bir izleme faaliyeti gerektirir. Bu konuda ülke genelinde yapılan çalışmalar ve bu çalışmalarda görev yapan gıda mühendisi sayısı çok azdır. Kuşkusuz nedenleri yukarıda anlatmaya çalıştığımız nedenler ile aynı.
Benzeri bir şey belediyeler için de geçerli olabilir. Meyve sebze hallerinin durumu malum, yeni çıkan hal yasası ile hale giriş yapan ürünlere özellikle pestisit kalıntısı analizi yapılması zorunluluğunu getirildi. Halk sağlığı açısından çok olumlu bir şey bu. Bu konudaki sorumluluk büyükşehir belediyelerine verildi. Bu durum, özellikle analiz laboratuarlarında gıda mühendisi istihdamını olumlu etkileyecek gibi görünüyor.  Ama mevcut yasanın bu şekliyle uygulanması zor görünüyor. Bu nedenle esnetilmemesi için ısrarlı takipçisi olmak gerekli.
 

Politika

 
Gıda mühendisleri olarak geleceğe dönük ve uzun vadeli savunulabilir politikalar geliştirmeliyiz. Bir örnek vermek gerekirse, aynı tarım için olduğu gibi gıda üretiminde de küçük ölçekli işletmeleri yaşatacak ve sayısını artıracak politikalar üzerinde ısrarla durmalıyız. Daha büyük ve daha çok şeklinde özetlenebilecek anlayış dikkatle sorgulanmalı. Ülkemizde küçük ölçekli işletmelerin sayısı giderek azalıyor. Bunun nasıl bir ekolojik facia doğuracağını er geç göreceğiz. Ekolojik değerler ile uyumlu mühendislik çalışmaları ancak küçük ölçekli işletmelerde olumlu sonuçlar veriyor. Yani yerel üretim ve tüketim pratikleri üzerine kafa yormak gerekli.  İstihdam dediğimiz şey mevcut toplumsal yapı ve makro politikalar ile çok ilgili. İşsizlik artık her şeyin “iş” üzerinden tanımlandığı bir toplumsal yapıda gerçekten çok zor bir durum. Ama her ne kadar çok zor bir şey olsa da, bunun aslında sınırlı bir şeye işaret ettiğini aklımızda tutmalıyız. Nasıl bir hayatın içinde yaşıyoruz ve nasıl bir hayat istiyoruz bir parça bunlar üzerinde de düşünmek gerekli.


Bülent Şık

Yazar 

Kaynak: http://t24.com.tr/